K harfiyle başlayan kelimeler
| Kelime | Köken | Anlamı | Öz Türkçe karşılığı | Açıklamalar |
|---|---|---|---|---|
| kadeh | Arapça ḳadeḥ | 1. İçki içmeye yarayan ayaklı bardak; cam 2. Bu bardağın alabileceği miktarda olan |
“Hemen meyhaneciye kadeh getirmesini söyledi.” — Halikarnas Balıkçısı | |
| keder | Arapça keder | Maddi ve manevi olarak duyulan aşırı üzüntü; elem, ızdırap, inkıbaz | “Hiçbir kederim yoktu ki onun bir tatlı kelamıyla bertaraf olmasın.” — Ahmet Hikmet Müftüoğlu | |
| kıt | Arapça ḳaḥṭ | 1. İhtiyaca yetmeyecek kadar az, bol (II) karşıtı 2. Az, yetersiz (duygu, söz vb.) |
“O devirde bizim gibi henüz askere gitmemiş şoförler çok kıttı.” — Aka Gündüz “Sözü kıt bir adamdı.” — Halikarnas Balıkçısı |
|
| kil | Farsça gil | Islandığı zaman kolayca biçimlendirilebilen yumuşak ve yağlı toprak | ||
| kin | Farsça kīn | Birine karşı duyulan öç alma isteği; garaz | “Adımız miskindir bizim / Düşmanımız kindir bizim” — Yunus Emre | |
| koz | Farsça gavz, goz | 1. ceviz 2. İskambil oyunlarında diğer kâğıtları alabilen, onlara üstün tutulan belirli renk ve işaretteki kâğıt 3. Başarı fırsatı olan elverişli durum, saldırış ve savunma fırsatı 4. Karşısındakini alt edecek etkili şey |
“Başvurduğu bu olağanüstü tabiyede varlığını değil, yokluğunu koz olarak kullanmıştır.” — Haldun Taner | |
| kül | Arapça kull | bütün | bütün | “Bir asırdan beri şiirimizi bir kül olarak göz önüne getirince bu misal canlanmaz mı?” — Yahya Kemal Beyatlı |