Z harfiyle başlayan kelimeler
| Kelime | Köken | Anlamı | Öz Türkçe karşılığı | Açıklamalar |
|---|---|---|---|---|
| zem | Arapça ẕemm | yerme | yerme | |
| zıt | Arapça żidd | karşıt | karşıt | “Çünkü, bu hâlde de düşüncenin onlar hakkında verdiği iki zıt hükümden biri muhakkak surette doğru, diğeri muhakkak surette yanlıştır.” — Mübahat Türker Küyel |
| zil | Farsça zil | 1. İşaret vermek, uyarmak, çağırmak için kullanılan ve bir çan ile bu çana vuran bir tokmaktan oluşan, elle veya başka düzenlerle işletilebilen araç 2. Birbirine çarparak ses çıkartmak için parmaklara veya tefin kasnağındaki deliklere takılan yuvarlak, metal nesne |
“En öfkelendiği şey de gecenin bir saatinde zillerle uyandırılmak.” — Adalet Ağaoğlu “Gözler kamaştıran şala, meftun eden güle / Her kalbi dolduran zile, her sineden ole!” — Yahya Kemal Beyatlı |
|
| zir | Farsça zīr | 1. alt 2. aşağı |
alt, aşağı | |
| zor | Farsça zūr | 1. Sıkıntı veya güçlükle yapılan; güç (II), yaş (II), müşkül, kolay karşıtı 2. sıkıntı 3. zorunluluk 4. baskı 5. hastalık 6. güçlükle 7. “Olmaz, yapamaz” anlamında kullanılan bir söz |
sıkıntı, baskı, hastalık, güçlükle | “Sabır güzel, faydalı fakat zor şeydir.” — Burhan Felek “Dün gece bütün sinirlerimi bir kâbus işkencesinin zoru altına koyan buhranlı saatler yaşadım.” — Etem İzzet Benice “Artık kızının evinde kalışının zordan olduğunu biliyordu.” — Necati Cumalı |
| zül | Arapça ẕull | 1. alçalma 2. aşağılaşma 3. Ayıplanacak şey |
alçalma, aşağılaşma | “Şimdi sizin önünüzde bir sadrazamın İngiltere sefarethanesine müracaat etmesi züldür.” — Mehmed Zeki Pakalın “Böyle bir kitaptan bahsetmek benim için zül, muharriri için de bir şereftir.” — Asaf Halet Çelebi |