S harfiyle başlayan kelimeler
| Kelime | Köken | Anlamı | Öz Türkçe karşılığı | Açıklamalar |
|---|---|---|---|---|
| sel | Arapça seyl | 1. Sürekli yağan yağmurdan veya eriyen kardan oluşan, geçtiği yerlere zarar veren taşkın su; su taşkını 2. Hareket hâlindeki büyük kalabalık 3. Etki ve iz bırakan güçlü durum veya davranış 4. yoğunluk |
yoğunluk | “Ellerinde çantalı, küçük yiyecek paketleri, kadınlı erkekli bir memur seli, Ulus Meydanı'na doğru akıyor.” — Necati Cumalı “Bu duygu seli alıp çalkalamaya başladı dünyayı. Bir duygu seli sardı tüm arzı.” — Alper Aksoy “Yüzüne baktığım zaman bir ışık selinin ondan bana doğru aktığını hissettim.” — Emine Işınsu |
| sele | Arapça selle | Yayvan, genişçe sepet | “İş önlükleri bağlandı, sele denilen hasır sepetlerle tarlaya dalındı.” — Orhan Kemal | |
| selef | Arapça selef | Bir görevde, meslekte kendinden önce bulunan ve yerine geçilen kimse; öncel, halef karşıtı | “Selefleri bu yolda bir sürü tedbir almışlar fakat tam muvaffak olamamışlardır.” — Necip Fazıl Kısakürek | |
| sene | Arapça sene | yıl | yıl | “Önde zeytin ağaçları, arkasında yâr / Sene 1946 / Mevsim sonbahar” — Bedri Rahmi Eyüboğlu |
| sır | Arapça sirr | 1. Varlığı veya bazı yönleri açığa vurulmak istenmeyen, gizli kalan, gizli tutulan şey 2. Aklın erişemediği, açıklanamayan veya çözülemeyen şey; giz (I), gizem, raz 3. Bir işin, bir şeyin dikkat, yetenek, deneyim ve sezgi yardımıyla kavranabilen en zor, en ince yanı 4. Bir amaca ulaşmak için kullanılan, başvurulan özel ve gizli yöntem |
“Bu bahçede açılan her gonca / Sırlar açıyor yerden gökten” — Turan Oflazoğlu |